25 Ocak 2009 Pazar

Dikkat ! Çok ciddi bir yazıdır.

Hayatınızda bazı değişimler istersiniz ya bazen.Sonra da bir yerden başlarsınız en iyi ihtimalle.İnsanlar genelde dışsal tutarlar bu farklılaşmaları ve içselleşememekten kaynaklanan sorunlar yaşarlar.Oysa değişim içte başlamalıdır.Kaba bir örnekle;çok sevdiğiniz ama size kilo üstüne kilo aldıran bir yiyeceğe elveda demeden önce ona olan sevginizi başkalaştırmanız gerekir.Mesele onu yemeyip bir hafta boyunca salondaki büyük sehpanın üzerine koyup küflenmesini günlerce izleyebilirsiniz.Yok bu hoşunuza gitmiyorsa o zaman da,gıcık olduğunuz bir arkadaşınıza onu sevdirerek,favori yiyeceğinizin o kişiyi inek gibi yapışını zevk ve ibretle seyredebilirsiniz.Anlamalısınız ki,sevgi nedenlere bağlıdır daima.Ama çoğu zaman bu nedenler derinlere kaçar.
Değişimi yaşam tarzınızı,kariyerinizi veya sosyal/politik/kültürel bakış açınızla sınırlı tutmayın.Çağrışımlarınızı,alışkanlıklarınıza alışma biçiminizi,yürüyüşünüzü,adab-ı muaşeret kurallarınızı,rüya görüşlerinizi hatta aşık olma biçiminizi bile değiştirebilirsiniz ki zaten,asıl büyük değişimlerin ana dinamikleri bunlardır.
Sevgilinizden sıkıldığınızda ilk olarak sevme şeklinizi değiştirin mesela.Ona daha az değer verin ya da ona karşı içinizden gelen kötü duygularınızı bekletmeden söyleyiverin.Hala sıkılıyorsanız ve henüz terk edilmediyseniz her şeye rağmen,sevgilinizi değiştirin son çare.Kısacası,hayatı bir laboratuar gibi görmelisiniz ve başkalarının basmakalıplarına basmadan yürümelisiniz deneyimlerinizde.
Çağrışımlarınızı değiştirin demiştim evet.Mürekkep lekelerine baktığınızda düşündüğünüz ilk şeylerden tutun da,tabu oyununda karşınıza çıkan kelimelere kadar hepsinde tasfiye ve yenilemeye gidin."Out of the box" düşünce tekniği ile sınırlarınızı kırmaya çalışın önce.Sonra da mesela minimalist bir yaklaşımla bakabilirsiniz çevrenize bazen.Kimi zaman ağacı görürsünüz,kimi zaman ormanı,kimi zaman da ağacın arkasında işeyen sincabı hayal edersiniz.Kokoreç kelimesi kıçından alev çıkaran bir adamı gözünüzde canlandırabilir,nerede vazo görürseniz tuz yalamış gibi susarsınız mesela.Tuvalet kağıtları size hüzünlü gelebilir ve belki gülümseyen hatta dilini çıkarmış bakan suratları olmasını isteyebilirsiniz.Tembel olduğunuzu düşündüğünüz bir anda,televizyonu ayakta izleyebilirsiniz.Mesela ben bu yazıyı yazarken çalma listemde sadece bir şarkı var ve sanırım 20 küsür defadır söylüyor adam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder